ABD ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda %4,3 büyüyerek piyasa beklentilerinin belirgin üzerinde bir performans sergiledi. Öte yandan, enflasyon kasım ayında yıllık bazda %2,7 ile beklentilerden daha olumlu bir tablo çizdi. Çekirdek enflasyon da %2,6 ile tahminlerin altında kalarak Mart 2021’den bu yana en düşük seviyesine indi. Fed, aralık ayı toplantısında politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda 25 baz puan indirerek %3,50-3,75 aralığına çekti. Faiz kararı 3’e karşı 9 oyla alındı. İki üye faizlerin sabit bırakılması yönünde oy kullanırken bir üye 50 baz puan indirim talebiyle karara karşı oy kullandı. Toplantı sonrasında yayımlanan projeksiyonlarda, Fed üyelerinin 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ettikleri, enflasyon beklentilerinde ise aşağı yönlü güncellemeye gittikleri görüldü. Projeksiyonlar 2026 için 25 baz puanlık 1 faiz indirimine işaret ederken, faiz indirimi beklentilerine yer verilen nokta grafiğindeki dağılımın eylül ayına kıyasla daha geniş bir alana yayılması üyeler arasındaki fikir ayrılıklarının derinleştiğine işaret etti. Mayıs ayında görev süresi dolan Fed Başkanı Powell’ın yerine kimin geleceği faiz indirimlerinin boyutu üzerinde belirleyici olacak. İhtimaller 3 aday üzerinde yoğunlaşırken, ocak ayında bir sonraki başkanın kim olacağının netleşmesi bekleniyor. ECB, yılın son para politikası toplantısında beklentilere paralel olarak faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda ve yetkililerin değerlendirmelerinde, Euro Bölgesi ekonomisinin öngörülenden daha dirençli bir görünüm sergilediği vurgulandı. Japonya ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde 2024’ün ilk çeyreğinden bu yana ilk kez daralma kaydetti. Buna karşın ülkede enflasyonist baskıların devam etmesi nedeniyle BoJ, ocak ayından bu yana ilk faiz artırımını gerçekleştirerek politika faizini %0,50’den %0,75’e yükseltti.
Yurt içinde imalat PMI endeksi aralık ayında 48,9 seviyesine yükselerek imalat sanayinde faaliyet koşullarındaki zayıflığın 2025 yıl sonu itibarıyla en sınırlı düzeyde gerçekleştiğine işaret etti. Aralık ayında TÜFE aylık bazda %0,89 artışla piyasa beklentilerinin altında kalırken, yıllık TÜFE enflasyonu %30,89 seviyesine gerileyerek Kasım 2021’den bu yana en düşük düzeyine indi. Aynı dönemde ÜFE enflasyonu aylık bazda %0,75, yıllık bazda ise %27,67 olarak gerçekleşti. TCMB, yılın son PPK toplantısında politika faizini 150 baz puan indirerek %38 seviyesine çekti. Faiz bandındaki asimetri devam etti: üst bant 41,00, alt bant 36,50 seviyelerine çekildi. Karar metninde enflasyona ilişkin yapılan değerlendirmede, enflasyon ana eğilimindeki gerilemeye ve talep koşullarının dezenflasyona verdiği desteğin sürdüğüne vurgu yapıldı. Para politikası duruşuna ilişkin ana mesaj cümlesi tekrarlanırken, ileriye dönük yeni bir mesaj verilmedi. Verilere bağlı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı karar vurgusu korunurken, ara hedeflerden belirgin bir sapma olması durumunda, politikanın sıkılaşacağı mesajı yinelendi. Makroihtiyati çerçeve ve likiditeye yönelik mesajlar da değiştirilmedi. Ekim ayında dış ticaret açığındaki genişlemeye rağmen, hizmet gelirlerinin desteğiyle cari denge 457 milyon $ fazla verdi. Böylece cari açık yılın ilk on ayında 14,5 milyar $ olurken, 12 aylık kümülatif cari açık 22 milyar $ seviyesinde gerçekleşti. Merkezi yönetim bütçesi Kasım ayında 169,5 milyar TL, faiz dışı bütçe ise 287,4 milyar TL fazla verdi. Ocak–Kasım döneminde merkezi yönetim bütçe açığı yıllık bazda %0,5 oranında gerileyerek 1,3 trilyon TL oldu.
DÖVİZ
Dolar endeksi güç kaybetti
ABD ile gelişmiş ülkeler arasındaki faiz farkları azalsa da hala dolar lehine bir görünüm sunmayı sürdürüyor. Öte yandan bir sonraki Fed başkanına ve faiz indirim patikasına ilişkin belirsizlikler dolar endeksinde güç kaybına sebep oluyor. Dolar’ın gelişmiş ülke para birimlerine karşı değerini ölçen Dolar Endeksi aralıkta %1,4 değer kaybederek 98,32 seviyesine geriledi.
TL’nin reel değeri aralık ayında sınırlı geriledi
TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru aralıkta 71,8’den 71,1’e geriledi. Kasım ayında kur sepetindeki değişim endeksi azaltıcı yönde etkilerken, TÜFE’nin aylık %0,89 artış göstermesi endeksi yükseliş yönünde etkiledi. 18 Ağustos 2023'te 3,4 trilyon TL ile rekor kıran KKM büyüklüğü 26 Aralık ile biten hafta itibarıyla 7,0 milyar TL seviyesine geriledi. KKM’nin toplam mevduat içindeki payı %0,03 seviyesinde.

FAİZ
10 yıllık Amerikan tahvil faizi yükseldi
Fed’in bir sonraki başkanının faiz oranlarını agresif bir şekilde düşüreceği ve bunun da enflasyon beklentilerini yükselteceği beklentisi ile Amerikan tahvil faizleri üzerinde etkili oldu. 10 yıllık Amerikan tahvil faizi aralık ayında %4,01 seviyesinden %4,17 seviyesine yükseldi.
TL Tahvil faizleri enflasyon görünümündeki iyileşme ile geriledi
Hazine Ocak-Mart dönemi iç borçlanma stratejisini yayınladı. İlgili dönemde toplam 1,3 trilyon TL’lik iç borçlanma yapılması programlanmakta. Yabancı yatırımcı 26 Aralık ile biten haftada 236 milyon $ tahvil satışı gerçekleştirdi. Sene başından bu yana toplam yabancı girişi ise 2,87 milyar $’a yükseldi. Enflasyon görünümündeki iyileşme hazine tahvillerine yönelimi artırırken, 10 yıllık tahvil faizi aralık ayında %31,45 seviyesinden %28,96 seviyesine geriledi.

HİSSE
S&P500 endeksi yılı teknoloji şirketleri öncülüğünde artı kapattı
S&P500 endeksi aralık ayı genelinde alıcılı bir seyir izlerken, ayın üçüncü haftasında özellikle teknoloji hisselerinde görülen düzeltme hareketi dikkat çekti. Endeksin yeni rekor seviyelere ulaştığı aralık ayında, Fed’in faiz indirimine gideceğine yönelik beklentiler risk iştahını destekleyen temel unsur oldu. 2025 yılında %16,4 yükselen S&P500 endeksi aralık ayında yataya yakın bir performans sergileyerek yılı 6.849 seviyesinde tamamladı.
Borsa İstanbul yılı yükselişle tamamladı
Beklentilerin altında açıklanan kasım enflasyon verisinin ardından TCMB’nin faiz indirimine gidebileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi, aralık ayının ilk yarısında Borsa İstanbul’da yukarı yönlü bir seyri beraberinde getirdi. Ancak ayın ilerleyen dönemlerinde kâr realizasyonlarının etkisiyle endeks genel olarak baskı altında kaldı. Bu çerçevede aralık ayında %3,3 oranında yükselen endeks 2025 yılını toplamda %14,6 artışla 11.262 seviyesinden tamamladı.

ALTIN
Altın tarihi zirvesine yükseldi
Aralık ayında tarihi zirvesini görerek %1,89 değer kazanan ons altın, 2025 yılında %64,58 değer kazanarak yılı 4.319 seviyesinde tamamladı. Gram altın ise 5.963 TL seviyesine yükseldi. 2025 yılında %148 değer kazanarak tarihi zirvesine yükselen gümüş ise yılı 71,66 $/ons seviyesinde tamamladı. 2026 yılının ilk günlerinde ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahalesi ve İran’da meydana gelen gelişmeler altın fiyatları üzerinde etkili oldu.
Güvenli liman talebi altını destekliyor
Jeopolitik gelişmeler altını güvenli liman talebi ile öne çıkarırken, ekonomi politikalarına yönelik risk ve belirsizlikler de altını portföy çeşitlendirmede ön planda tutuyor. Dünya Altın Konseyi’nin yılın üçüncü çeyreğine ilişkin yayınladığı rapor merkez bankalarının altın alımlarının güçlü seyrini koruduğunu gösterirken, küresel çapta merkez bankalarına yapılan anket de merkez bankalarının altın alımlarını artırmayı planladığını gösteriyor.

RİSK GRUPLARINA GÖRE VARLIK DAĞILIM DEĞERLENDİRMESİ
ÇOK DÜŞÜK RİSK
Mevcut makro görünümde portföylerde sırasıyla altın ve yurt içi hisse senetleri ile risk alınmasının makul olduğunu değerlendiriyoruz. Artan jeopolitik riskleri de göz önüne alarak ons altın pozisyonlarımızı bir miktar artırdık. Enflasyon görünümündeki iyileşme ile artan faiz indirim beklentilerini değerlendirerek bankacılık ağırlığımızı yukarı çektik. TL tahvillerde seviyeleri değerlendirerek kısa vadede taktiksel pozisyonlar alıyoruz. Eurobond pozisyonu taşımıyoruz.
DÜŞÜK RİSK
Mevcut makro görünümde portföylerde sırasıyla altın ve yurt içi hisse senetleri ile risk alınmasının makul olduğunu değerlendiriyoruz. Artan jeopolitik riskleri de göz önüne alarak ons altın pozisyonlarımızı bir miktar artırdık. Enflasyon görünümündeki iyileşme ile artan faiz indirim beklentilerini değerlendirerek bankacılık ağırlığımızı yukarı çektik. TL tahvillerde seviyeleri değerlendirerek kısa vadede taktiksel pozisyonlar alıyoruz. Eurobond pozisyonu taşımıyoruz.
ORTA RİSK
Mevcut makro görünümde portföylerde sırasıyla yurt içi hisse senetleri ve altın ile risk alınmasının makul olduğunu değerlendiriyoruz. Enflasyon görünümündeki iyileşme ile artan faiz indirim beklentilerini değerlendirerek bankacılık ağırlığımızı yukarı çektik. Artan jeopolitik riskleri de göz önüne alarak ons altın pozisyonlarımızı bir miktar artırdık. TL tahvillerde seviyeleri değerlendirerek kısa vadede taktiksel pozisyonlar alıyoruz. Eurobond pozisyonu taşımıyoruz.
YÜKSEK RİSK
Mevcut makro görünümde portföylerde sırasıyla yurt içi hisse senetleri, altın ve küresel hisse senetleri ile risk alınmasının makul olduğunu değerlendiriyoruz. Enflasyon görünümündeki iyileşme ile artan faiz indirim beklentilerini değerlendirerek bankacılık ağırlığımızı yukarı çektik. Artan jeopolitik riskleri de göz önüne alarak ons altın pozisyonlarımızı bir miktar artırdık. TL tahvillerde seviyeleri değerlendirerek kısa vadede taktiksel pozisyonlar alıyoruz. Eurobond pozisyonu taşımıyoruz. Küresel hisse senetlerinde ise seçici olarak yatırımda kalmayı tercih ediyoruz.
