Piyasalarda dengelerin, faiz döngülerinin ve sektörel beklentilerin yeniden şekillendiği kritik bir dönemden geçiyoruz. Makroekonomik verilerin hızla değiştiği bu atmosferde, yatırımcıların en çok sorduğu soruların başında enflasyonun seyri, döviz kurlarındaki getiri potansiyeli ve Borsa İstanbul’un yeni rotası geliyor. AgeSA Finans Gündemi’nin bu bölümünde, yatırımcıların kafasındaki karmaşayı gidermek ve 2026 yılı için net bir strateji haritası çizmek adına tüm bu temel başlıkları masaya yatırdık.
Portföyünüzü dışarıdaki gürültüye göre değil, rasyonel verilere ve şirket değerlemelerine göre yönetmek istiyorsanız, önümüzdeki dönemin tüm dinamiklerini özetleyen bu kapsamlı rehber yatırım stratejinize ışık tutacak.
Enflasyon Beklentileri ve Dövizin Getiri Potansiyeli
Her yatırım kararının temelinde yatan en önemli makroekonomik veri şüphesiz enflasyondur. Önümüzdeki dönemde enflasyonun nasıl bir seyir izleyeceği, hem Merkez Bankası’nın faiz adımlarını hem de şirketlerin bilançolarındaki kâr marjlarını doğrudan etkileyecektir. Enflasyonun seyrine bağlı olarak yatırımcının en çok refleks gösterdiği alanların başında ise döviz piyasası geliyor.
2026 yılı için yatırımcıların en çok merak ettiği konuların başında "Dövizin getiri potansiyeli ne olur?" sorusu var. Finansal Terapi masasında yapılan değerlendirmelere göre, yıl sonu için Dolar/TL beklentisi 49-50 seviyelerinde yoğunlaşıyor. Mevcut kurlar üzerinden hesaplandığında bu beklenti, dolar tarafında yaklaşık %20 civarında bir artışa işaret etmektedir.
Ancak burada portföy çeşitlendirmesi açısından çok daha kritik bir detay öne çıkıyor: Euro’nun potansiyeli. Küresel parite beklentileri ve makro dinamikler göz önüne alındığında, Euro bacağının dolara kıyasla yatırımcısına daha fazla getiri sağlama ihtimali oldukça güçlü görülüyor. Döviz sepeti yapan yatırımcıların, salt dolar yerine Euro ağırlığını da stratejik olarak değerlendirmesi bu dönemde fark yaratacaktır.
Altın Yükselişini Sürdürecek mi?
Jeopolitik gerginlikler, merkez bankalarının politikaları ve enflasyondan korunma güdüsü yatırımcıları her dönem altına yöneltmiştir. Peki, 2026 yılında altın için beklentiler ne yönde?
Cevap oldukça net: Altının yükselmesini sağlayan temel faktörlerde herhangi bir yapısal değişim yaşanmadı. Küresel belirsizliklerin devam etmesi ve güvenli liman arayışı, altının arkasındaki o güçlü rüzgarı desteklemeyi sürdürüyor. Bu faktörler masada kaldığı sürece, altının önümüzdeki dönemde de yükseliş trendine devam etmesi ana senaryo olarak öne çıkıyor. Altın, kısa vadeli bir spekülasyon aracından ziyade, portföylerin ana sigortası olma görevini 2026'da da sürdürecek.
Borsa İstanbul: İki Senelik Dinlenmenin Ardından Gelen İvme
Döviz ve altının ötesinde, reel getiri arayan yatırımcıların ana odağı Borsa İstanbul olmaya devam ediyor. Borsa, son iki seneyi oldukça dalgalı ve genel hatlarıyla "yatay bir dinlenme" sürecinde geçirdi. Şirketlerin enflasyon muhasebesiyle tanıştığı, yüksek faiz ortamının hisse senedi piyasasına alternatif yarattığı bu dinlenme dönemi, yatırımcıları yormuş olsa da 2026 yılına oldukça iyi bir başlangıç yapıldı.
Değerlendirmeler, yılın ilk aylarında yakalanan bu pozitif ivmenin devam edebileceği yönünde. Burada piyasanın en büyük katalizörü ise beklenen faiz indirimleri. Merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girmesi, şirketleri iki ana kanaldan pozitif etkileyecektir:
Finansman Maliyetleri: Kredi kartı ve ticari kredi faizlerinin düşmesi, borçluluğu yüksek şirketlerin finansman giderlerini azaltarak net kârlarını doğrudan artıracaktır.
İskonto Oranları: Şirketlerin gelecekteki nakit akışları hesaplanırken kullanılan iskonto oranlarının düşmesi, hisse senetlerinin "hedef fiyatlarını" matematiksel olarak yukarı yönlü revize ettirecektir.
Stratejik Tercihler: "Değer" mi, "Büyüme" mi?
Borsada yön yukarı olsa da, her şirket aynı performansı sergilemeyecektir. Bu dönemde portföy oluştururken en çok tartışılan konu, yatırımların "Büyüme" (Growth) şirketlerine mi yoksa "Değer" (Value) şirketlerine mi yönlendirilmesi gerektiğidir.
Beklenen piyasa koşullarında ibre net bir şekilde Büyüme şirketlerine dönmüş durumda. Faizlerin inmeye başlamasıyla birlikte, geleceğe dönük yatırım yapan, kapasitesini artıran ve ciro büyümesi hedefleyen şirketlerin, oturmuş ve temettü ödeyen klasik değer yatırımlarına oranla çok daha fazla öne çıkacağı öngörülüyor.
Sektörel bazda spesifik olarak bakıldığında ise Savunma Sanayi öne çıkıyor. Sektöre yönelik beklentiler artarak devam ediyor. Hem küresel çaptaki güvenlik ihtiyaçları hem de Türkiye'nin bu alandaki ihracat kapasitesinin genişlemesi, savunma sanayisini portföylerin vazgeçilmez bir parçası haline getiriyor.
Pozisyon Oluşturma Sanatı: Düşen Bıçak Tutulur mu?
Mevcut piyasa dinamikleri içinde doğru hisseyi seçmek ve pozisyon oluşturmak her zamankinden daha zor bir hale geldi. "Bu dönemde şirket bulmakta zorlanıyoruz" cümlesi, aslında analistlerin ne kadar seçici davrandığının en net göstergesi.
Piyasadaki dalgalanmalar sırasında yatırımcıların en sık karşılaştığı ikilem, sert düşen hisse senetlerine karşı gösterilen reflekstir. "Düşen bıçak tutulmaz" şeklindeki klasik piyasa ezberi her zaman doğru mudur? Finansal Terapi yaklaşımı bu soruya son derece rasyonel bir cevap veriyor: Ezberlerle değil, verilerle hareket edin.
Bir hisse senedi hızla değer kaybediyorsa, ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmak veya körü körüne alım yapmak değildir. Asıl yapılması gereken, o hissenin neden düştüğünü anlamaktır. * Düşüşün sebebi şirketin faaliyet dışı geçici bir sorunu mu, yoksa genel piyasa likiditesinden kaynaklanan bir satış baskısı mı?
Eğer şirketin iş modelinde, pazar payında veya üretim kapasitesinde kalıcı bir hasar yoksa, o düşüş bir kriz değil fırsattır.
Düşüşün nedenini tespit ettikten sonraki adım tamamen matematiğe dayanır: Değerleme ve Kâr Beklentisi. Hissenin o yıl ne kadar kâr edeceği hesaplanmalı, Fiyat/Kazanç gibi temel değerleme çarpanlarına bakılmalıdır. Eğer şirket kâr etmeye devam edecekse ve değerlemesi cazip seviyelere gerilemişse, o düşen bıçak doğru bir stratejiyle pekâlâ tutulabilir.
Özetle; 2026 yılı, kulaktan dolma bilgilerle değil; enflasyon, kur, faiz indirimleri ve şirket kârlılıkları gibi temel verileri doğru okuyanların kazanacağı bir yıl olacak. Portföyünüzü dış etkenlere karşı korumak ve fırsatları değerlendirmek için rotanızı her zaman rasyonel verilere çevirin.